Kurabiye Kraliçesi Kavala

dsc_0317_easy-resize-com

Açıkçası başlığa kurabiye kraliçesi yazdım ama Kavala kurabiyesi ile herhangi bir pastaneden alınan un kurabiyesi arasında hiçbir zaman bir fark göremedim. Çok defa gidip bizi düşünüp getiren de oldu şimdi biz de gidip yerinde tadına da baktık; bildiğiniz bademli, tereyağlı un kurabiyesi işte 🙂 Bloga yazdığım ilk yazılardan birinde söylemiştim yalnızca gerçekleri söyleyeceğim diye. Kavala kurabiyesi hakkında sayfalarca methiye benden beklemeyin ama Kavala şehri ve bana yaşattığı muhteşem iyi his için sayfalarca konuşabilirim.

img_9579_easy-resize-com

Kavala’yı çooook sevdim. Çok şirin bir sahil kasabası Kavala. Osmanlı döneminde liman ticareti oldukça önemli bir yere sahip. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın (Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır Valisi) doğduğu yer ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa; Osmanlı’ya karşı ayaklandığı için de Kavalalılar tarafından oldukça sevilen, heykeli dikilen biri. Kavala, yaklaşık 525 yıl boyunca Osmanlı Devleti’ne aitmiş. II. Balkan Savaşı’nda Yunanların hakimiyetine geçmiş. Kavala’ya vardığınızda sizi karşılayan su kemerleri ve genel olarak mimarisi Osmanlı’dan izler taşıyor.

img_9587_easy-resize-com

Kordunu ve kordon boyunca dizili palmiye ağaçları harika. Kavala’da sadece bir gün kalmamıza rağmen baştan sonra dolu dolu gezdik ve çok keyif aldık. Tavernalar caddesi, kalesi, sahili, kurabiyecileri, önemli kilise ve yapıları (İbrahim Paşa Camii) derken zaman nasıl geçti anlamadık.

Kavala’da Yeme İçme

dsc_0332_easy-resize-com

Biz bir ülkeye gidiyorsak mutlaka internetten nerede ne yenir araştırması yapıyoruz. Bununla da kalmayıp mutlaka o ülke insanına danışıyoruz. Kavala için de hem internet hem de otelde tanıştığımız Yunanlı bir çift bizi Taverna Savvas’a yönlendirdi.

İyi ki de gitmişiz dedik. Yunanistan deyince akla gelen mezeler ve balıklar abartısız çok lezzetli. Taverna’nın yeri çok güzel, manzarası harika, mezeler, porsiyonlar ve  tazelik muhteşemdi.Garsonların bizimle ve Fırtına ile olan ilgileri ve kibarlıkları da bizi çok mutlu etti. Taverna’nın sahibi yani Savvas bizzat gelip tanıştı bizimle elimizi sıktı, Türkçe bir iki kelime söyledi. (Oraya giden herkese böyle davrandığını düşünüyorum, bu yüzden en iyi mekanlardan biri sanırım.) Hava şansımıza Ekim ayı sonu olmasına rağmen öyle güzeldi ki dışarıda manzaranın, temiz havanın tadını çıkararak yemeğimizi yedik.

İki kişi, en az 6-7 çeşit meze, üç çeşit balık, Fırtına için köfte, soda, meyve suyu ve bir şişe Uzo’ya 60 euro ödedik. Savvas bize bir de magnet hediye etti Fırtına için 🙂

dsc_0334_easy-resize-com

(Çok ucuz olmayabilir ama masanın üzerinde boş yer kalmamacasına dolduran yemek ve içecekler için bence pahalı da sayılmaz.)

Bu kadar ülke gezdik bir tek Yunanistan’da her şey Türkçe alternatifli yazılmış. Neredeyse yol kenarındaki yönlendirmeler bile Yunanca, İngilizce ve Türkçe yazılacak. Cafelerin tabelaları, menülerin tamamen Türkçe sayfaları, broşürler, vb her şeyin Türkçe’si var. Hiç İngilizce bilmeyen kişi Yunanistan’da krallar gibi gezip, istediği yemeği sipariş verebilir. Halkın neredeyse yarısı Türkçe’ye aşina.

Ayrıca kimse bize dostuk – düşmanlık konusundan bahsetmesin. Yok öyle bir şey.

Nerede Kaldık?

dsc_0319_easy-resize-com

Bizim tatilimiz planladığımız tarihlerde değil de sonrasına kalınca her şeyi hep son dakika yaptık. Seçtiğimiz otellerde öyle oldu. Kavala’da Airotel Galaxy’de konakladık ve çok memnun kaldık bu seçimimizden dolayı. Bizim kaldığımız odanın nefis deniz manzarası tüm Kavala kordonunu ayaklar altında izliyor oluşumuz harikaydı. Kahvaltı salonunun manzarası ve kahvaltısı o kadar güzeldi ki otelde olması gerekenden fazla zaman harcadık. Çoğu otel “oda – kahvaltı” seçeneği sağlıyor ancak kahvaltılarının göstermelik olduğunu herkes biliyor. Galaxy Otel gerçekten de çok çeşitli bir menü hazırlamıştı kahvaltı için.

Kahvaltı’dan sonra Sahilde Fırtına ile yürüyüp, kurabiyelerimizi alıp Selanik’e doğru yola çıktık. Şehirden ayrılırken hiç gitmek istemedim. Bana bazen böyle olur. Bir yanım, başka bir şehir görmek için yanar tutuşur, diğer yanım daha kalsaydık der…

 

 

Leave a Reply