Merhaba Yunanistan, Merhaba “Road Trip” Yapmaya Doyamayanlar

img_9551_easy-resize-com

Fırtına doğduğunda onunla ilgili bir hayal kurmuştum ve bu hayalimi gerçekleştirebilmek için 1,5 yıl beklemek zorunda kaldım. Aksilikler, ilk defa çocuk sahibi olmanın verdiği heyecan, ailelerimizin acemilik ve heyecanı, Fırtına’nın boğmaca oluşu derken bir baktık ki İstanbul’dan çıkamıyoruz!

Can doğumdan sonra iş değiştirdi, yeni işi, bebekli uykusuz geceler benim “annelik” imtihanım, mezun olduktan sonra ilk defa bu kadar uzun süre evde oturuyor oluşum derken biz bir kısır döngüde tıkıldık kaldık. Yalnızca bebeği olanların kurduğu bazı cümleler vardır;

Eskiden olsa şöyle yapardık, eskiden olsa böyle uçar, böyle kaçardık, çocukla zor, bebekle imkânsız gibi.

Oysa biz de eskiden olsa; en küçük bir fırsatı bile boşa geçirmez hemen bir yerlere bilet alırdık. Can ile daha tanışalı iki ay olmuşken Avrupa seyahatine çıkmış beş ya da altı ülke gezmiştik. Benim en büyük hayallerimden biri bebeğim ile yurt dışında gezmek, birçok farklı şehirde onun fotoğrafını çekmekti; olmadı. Fırtına’nın bebekliğinin bitmesini beklemek zorunda kaldık ilk defa yurt dışına çıkabilmek için. Can aşıları tam olmayan bebek ile uçağa binmeyi kesinlikle kabul etmedi.

Derken Balkan turu yaptık ve korkularımızın ne kadar yersiz olduğunu gördük. Bebek ile yurt dışı tatili kabus değil, rüya gibiydi. Bu blogu yazmamdaki yegane sebeplerden biri de budur aslında. Çocuğunuza uyum sağlayın o da size uyum sağlasın. Hiç bir şeyden mahrum kalmayın, hayatınıza devam edin…

Balkan turumuzun hemen ardından tam dokuz günlük süper bir bayram tatilimiz vardı ve harika bir plan yapmıştık ki bu defa da Can aniden “Bayramda çalışıyor” olduğu gerçeğini söyledi. Bayramın tam ortasında toplantı için Belçika’ya gitti. İstanbul da bir ben bir Fırtına bir de kuşlar kalmıştı o bayram.

Çok isteyip de yapamadığım şeyler beni gerçekten mutsuz ediyor. Kendimi çok kötü hissediyorum ve biliyorum kötü bir huy ama bir türlü toparlanamıyorum. Dokuz günlük bayram yani “Yunanistan” seyahatimiz yine başka bahara kalmıştı…

Bayramdan sonra bir akşam Can eve geldi ve “hadi vizeye başvur, çünkü Yunanistan’a gidiyoruz” dedi izin almıştı şirketten ve biz hayalimi geç de olsa gerçekleştirebilecektik.

Yunanistan konsolosluğu vize konusunda beni çok mutlu etti. Belgelerimin tam olması, başvuruda yanımda Fırtına’nın da olması sanırım bana iki günde vize çıkmasını sağlamıştı. Demek ki hayatta bazen bazı şeyler istediğimiz zaman gerçekleşmeyebiliyor ama üzülmek yerine bir gün mutlaka olacağına inanmak ve enerjiyi yüksek tutmak lazım.

Yunanistan’a Kendi Aracınızla Gitmek

img_9561_easy-resize-com

En başından beri Yunanistan’a kendi aracımız ile gitmeyi istedik. Önemli olan ucuz uçak bileti bulmak değil, yol yapmak bizim için. Bugüne kadar hiç herhangi bir tur şirketi ile değil yurt dışı, yurt içi bile gezmemiş insanlar olarak biz hep gittiğimiz ülkeyi araç kiralayarak kendimiz keşfetmeyi tercih ettik. Şimdi Yunanistan için aynı şeyi yapmak büyük mutluluk olacaktı bizim için. Ayrıca ilk defa sınır kapısını da araç ile geçecektik. Vay ne büyük heyecan 🙂

Aracınız ile yurt dışına çıkmak için bazı hazırlıklar yapılması gerekiyor:

  • Araç sahibi kimse aracın içinde olmalı. (Kiralık araçlar ile ülkeden çıkış yasak.) Eğer aracınız yoksa ve bir arkadaşınız size aracını verecekse noterden tasdikli vekalet vermesi gerekiyor.
  • Yurt dışına araç ile çıkabilmek için “Yeşil Sigorta” yapılması gerekli. (Turing yapıyor, yanılmıyorsam 15 gün için yaklaşık 300 lira ödemiştik sigortaya)
  • Uluslararası ehliyet alınsa faydalı olabilir. Bize sınır kapısından çıkarken uluslararası ehliyet soruyorlar dedikleri için yine Turing’den 450 liraya aldık ehliyeti. Daha önce o kadar ülkede araba kullandık ve hiç uluslararası ehliyet sorulmadı. Türkiye ehliyetiniz ile yurt dışında rahatça araba kullanabilirsiniz, normalde böyle bir ehliyete hiç ihtiyacınız yok.

Sınır kapısından çıkarken bize ne sigorta ne başka bir evrak sordular. Sadece “Canan burada mı?” evet. “tamam o zaman” diyalogları kuruldu. Klasik vize kontrol ve Türkiye çıkışı çok kısa sürede bitti.

Yunanistan’a gidiş tarihimiz Ekim ayı son haftasına denk geldi. Perşembe günü gidip, Pazar akşamı dönecek şekilde dolu dolu 4 gün için plan yaptık. Gidiş Perşembe olunca sınır kapısı son derecede tenhaydı. Önümüzde iki üç araç ya vardı ya yoktu.  Bayram tatilinde bu seyahati yapmış olsaydık eminim çok zorlanacaktık. Kilometrelerce kuyruklar oluşmaması işten bile değil.

Yunanistan girişi de Türkiye’den çıkış kadar kolaydı. Memurlar kaşeleri basıp, iyi eğlenceler dileyip iki dakika içinde ülkeye almışlardı bizi. İpsala’ya kadar geldiğimiz yolları düşününce karşımıza çıkan Yunan otobanı ne kadar da güzeldi…

İkinci bebekli Yunanistan “Road Trip” başlamıştı artık! İstikamet: Kavala, sonra Selanik, dönüşte Dedeağaç.

Kavala yazısı için burayı tıklayabilirsiniz.

Leave a Reply